Makaleler
Kamuoyu Gözüyle Kamuda Yolsuzluk
0Sosyal Araştırmalar Merkezi (S.A.M. Araştırma Danışmanlık), 2002’de TÜSİAD için bir Kamu Reformu Araştırması gerçekleştirdi…
Araştırma:
• Türkiye’de toplumun kamu yönetimine, kamu kurumlarına ve kamu hizmetlerine ilişkin algılaması çerçevesinde bir reform gereksiniminin hangi alanlarda odaklandığını,
• Kamunun bir reform ölçeğinde yeniden yapılanması yönünde, toplumda ne ölçüde güçlü bir istem bulunduğunu,
• Bir reform projesinin olası gündeminde yer alabilecek çeşitli yeniden düzenleme seçeneklerine ilişkin kamuoyu tercihlerini saptamayı amaçlıyordu.
Bu kapsamda araştırma, Türkiye’de bir kamu reformu gereksinimine, toplumun kamu yönetiminde yolsuzluk algılamasının boyutları açısından da yaklaşıyordu. Okuduğunuz yazı, araştırmanın bu konudaki bulgularını bir kez daha irdelemek amacıyla kaleme alınmıştır.
Kamu Kuruluşları İçin Stratejik Planlama Uygulaması
0Değişimi anlama, yorumlama ve çözüm üretme sürecinde stratejik planlama son dönemde adını sıklıkla duymaya başladığımız bir kavram haline gelmiştir. Özü itibariyle işletme biliminin çatısı altında incelen ve bir stratejik yönetim aracı olan bu yaklaşımın Türkiye’de kamu kuruluşlarında uygulanması düşünülmektedir. Bu süreci incelemeye geçmeden önce planlama, strateji, stratejik yönetim ve stratejik planlama kavramlarını yakından tanımakta yarar vardır.
Kamu Kesiminde Personel Ve Ücret Rejimi Arayışları
0Son yıllarda kamu kesimi çalışanlarına ödenen ücretlerde, Cumhuriyet döneminin en büyük karmaşa ve adaletsizliği yaşanmaktadır.Ortaya çıkan bu karmaşanın baş aktörü personel rejimleri olmuştur.Ücret rejimindeki yaşanan karmaşa, ücretliler arasında büyükhuzursuzluklara yol açmakta, iş verimini önemli ölçüde düşürdüğü gibikamu hizmetini sunmakla görevli bulunan personelin kanun dışı eğilimlerve eylemlerde bulunmalarına neden olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’ninkuruluşundan 78 yıl gibi uzun bir dönemin geçmesine ve bu dönem içindepersonel rejiminde düzeltmeye yönelik çalışmalar ve düzenlemeleryapılmasına rağmen, her nedense her düzenleme sonucu karmaşa bir kat daha artmış, içinden çıkılamaz hal almıştır. Çeşitli hükümetler döneminde yapılan farklı düzenlemeler de sorunun boyutunu giderek bir kat daha artırmıştır. Ücretlerin sadeleştirilmesi ve hizmet sınıfları arasında iş yoğunluğuna, iş riskine, işin önemine ve personelin işteki sorumluluk ve verim düzeyine göre adil bir ücret sisteminin belirlenmesi gerekmektedir.
Kamuda Ölçülebilir Denetime Hazırlık “Performans Yönetimi”
0Kamu yönetimi alanında gerçekleştirilen ya da girişilen reform çalışmaları, hiç kuşkusuz son yirmi yıl içinde etkisini en çok hissettiğimiz gelişmelerden biri olmakta ve temelinde ekonomik sorunların yattığı gözlenmektedir. Çünkü, kısaca sermayenin, mal ve hizmetlerin, fikirlerin, bilgilerin ve insan kaynaklarının işletme ve üretim anlamında ulusal sınırları aşması anlamına gelen küreselleşme olgusunun ulusal ekonomiye olan olumsuz etkilerine bakıldığında, bu etkileri ortadan kaldırmak için yaşanan sürecin getirdiği değişime uyum sağlamanın ve yeniden yapılanmaya gitmenin kaçınıl- maz bir zorunluluk olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum, örneğin OECD üyesi ülkelerde halkı, devletin ekonomideki rolünü tartışmaya ve kamu sektörünce sunulan kamu hizmetlerinde, kamu kuruluşlarının verimlilik ve etkililik açısından performanslarını yeniden düşünmeye sevk etmiştir. Hatta, son yirmi yıl içinde ekonomik kaygılarla, söz konusu ülke yönetimlerinin, kamu sektörünü personel açısından küçültme politikası izlediği ve bu politikayı da şu iki farklı yöntemle uygulamaya geçirdikleri görülmektedir
Günümüzün Yükselen Değeri: Yeni Kamu Yönetimi
01980’li yıllarda yaşanan ekonomik ve siyasal gelişmeler kamu sektörünü en çok tartışılan konular arasında ön sıralara getirmiştir. Batı ülkelerinde bu alanda yaşanan gelişmeler özellikle akademik alanda çeşitli şekillerde değerlendirilmiştir. 1970’lerin ekonomik krizi, hükümetlerin sosyal ve ekonomik yaşamdaki farklı ideolojik algılanışı, Keynesyen ekonomi yönetimi ve evrensel refah devleti düşüncesi üzerindeki savaş sonrası konsensusa dayalı görüşlerin yıkılması, refah devletinden sosyal hizmetlere yönelik taleplerin artması ve bunun sonucunda sık sık mali krizlerin görülmesi, ekonomiyi geliştirmek için en uygun kurum ve tekniklerin araştırılması, hantal, bürokratik, zorlayıcı idari yapılar içinde etkinlik ve verimliliğin artırılması çabaları (Ömürgönülşen, 1997:517), bu dönemde üzerinde yoğun olarak tartışılan konuların başında gelmiştir.
Hegel’in Felsefesinde Etik, Politik Olan Ve Özgürlük
0Hegel için politik olan ile etiğin bağlantısını özgürlük kavramı oluşturmaktadır. Bireyin doğadan ve toplumdan özerk olduğu özgürlük kavramının Kantçı kavranışının aksine Hegel, insanın toplumsal varlığı ile kişisel varlığını uzlaştırmaya çalışmıştır. Özgürlüğün ilk şartı bireyin özbilince sahip olması, yani kendi kendisinin farkında olmasıdır. Fakat insanın toplumsallığıyla uzlaştırılmayan özgürlük, gerçek özgürlük değildir. Diğer taraftan Hegel özgürlüğü tarihsel olarak ele almaktadır. Bu anlamda özgürlük, ancak Batı toplumlarında tamamlanmış haline kavuşmaktadır. Hegel, özgürlüğün pratik politik dünyada somutlaşmış halinin Prusya Devleti, daha genel söylersek modern devlet olduğunu düşünmektedir. Hegel’e göre modern devlet, gücün adaletle birleştiği devlettir. Yani devlet, hem politik hem de etik bir varlıktır. Hegel toplumsal kurumların, özgürlüğün gerçekleşmesiyle meşruiyet kazandıklarını iddia etmektedir. Diğer taraftan da etik yaşamı kendinde somutlaştıran devlet, en üst normatif bir kurumdur. Bu çalışmanın konusunu Hegel’in peşinde olduğu birey-toplum sentezinin, etik ve politik olan kavramları çerçevesinde anlaşılması oluşturmaktadır.
Geçmişten Günümüze Türkiye’de Baskı Grupları
0Türkiye’de baskı grupları ve bunların faaliyetleri, çok da geçmişe gitmeden, özellikle de çok partili dönemden sonra artmaya başlamıştır. Ancak, dolaylı baskı grupları veya menfaat gruplarının çalışmaları, Osmanlı’nın son dönemlerinden beri süregelmekle birlikte, bunlar gerçek anlamda baskı grubu olamamışlardır. Ülkemizde baskı grupları, Meşrutiyet sonrasında görülmeye başlamış olup, tek partili dönemde bu tür grupların hayli sıkı bir biçimde denetlendiğine, çok partili dönemde ise, kısmi bir serbestlik kazandıklarına tanık olunmuştur.
