Türk Bölgesel Kalkınma Politikalarında Yeni Arayışlar: Kalkınma Ajansları ve Türkiye’de Uygulanabirliği

Türkiye AB’ye giriş süreciyle birlikte 40 yıldır uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerine oturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir uygulama içine girme aşamasındadır. AB’nin bütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım sermayeyi, özel sektörü ve bölgesel rekabeti ön planda tutmaktadır. Bu yeni yaklaşımın temel kurumu bölgesel kalkınma ajanslarıdır. Bölgesel gelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan bölgesel kalkınma ajanslarının ana amacı; hizmetler vererek bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmaya katılımını sağlamaktır. Türkiye’deki kalkınma ajansları AB bölgesel yatırım fonlarından yeterince yararlanamadığından bölgesel dengesizliklerin kalkınma ajansları ile giderilebilmesi yakın zamanda mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, merkezi hükümetin bölgesel dengesizlikleri giderici yatırım ve teşvik uygulamalarının devamlılığı kaçınılmazdır.

Kamu Yönetimi Makale

Temel Belgeler Eşliğinde Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri

1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile başlayan AB’ye tam üye olarak katılım sürecinde en önemli dönüm noktası olan 1999 Helsinki Zirvesi ile, Türkiye’nin tam üyelik beklediği son döneme girilmiştir. Türkiye’nin 1987 yılında AB’ye tam üyelik için yaptığı başvurunun 1989 yılında reddedilmesinin ardından AB ile Türkiye arasında öngörülen Gümrük Birliği, 1 Ocak 1996’dan itibaren fiilen başlamış, gerek Türkiye’nin bu süreçteki başarısı, gerekse AB’nin-1990’lara kadar AB üyeliği için adları bile geçmeyen Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden çok sayıda ülkeyi entegrasyon sürecine alması, Türkiye’nin AB’ye tam üye olma çabalarını artırmıştır.

Kamu Yönetimi Makale

Avrupa Birliği’nde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Avrupa deevletleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunda girdikleri siyasal, toplumsal ve ekonomik çküntüyü üzerinden atmak ve bir daha böylesine acılar yaşamamak için yeni bir Avrupa’nın kurulması anlayışı içinde işbirliği arayışlarına girdiler. Hedef, yeni diktatörlerin doğmasını ve Avrupa’nın yok edici bir savaşın içine yeniden düşmesini önlemekti. Bu hedefe yönelik olarak 5 Mayıs 1949’da Londra’da Avrupa’nın ilk siyasal örgütü olan Avrupa Konseyi’ne ( Council of Europe ) ilişkin statü imzalandı. Daha sonra 18 Nisan 1951 tarihli Paris Andlaşması ile Avrupa Konseyi’nin kurucu üyelerinden altısı – Almanya, fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya – Avrupa barışı için hassas olan iki sektörde bütünleşmeye karar vererek, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu ( European Coal and Steel Community ) meydana getirdiler. Yine bu altı ülke tarafından 25 Mart 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu   ( European Economic Community ) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu ( European Atomic Energy Community ) kuran iki andlaşma Roma’da imzalandı.

Kamu Yönetimi Makale

Avrupa Birliği: Ekonomik Topluluktan Çevre Topluluğuna ( mı? )

Aktüel ve  politik açıdan öne çıkan doğanın bozulması, havanın ve suyun kirlenmesi, gürültü ve atıkların oluşturduğu zarar gibi sorunların baskısı altında çevre kavramı genel olarak “doğal çevre” içeriğine sahip gözükmektedir. Doğal çevre, doğa-insan ve benzer şekilde doğa-toplum karşıt konumlanması içerisinde somutlaşmaktadır.

Genel olarak çevre, “bir canlı biriminin ya da canlı toplulluğunun kendisiyle karşılıklı ilişki içinde bulunduğu özel alanı” anlamında tanımlanabilir. Beşeri çevre ise, insan merkezli bakış açısına göre belirlelenen “dış dünya”yı ya da “etraf”ı belirtmektedir. Bu çerçevede “doğal çevre”, “canlı ve cansız doğadaki, çeşitli işlevsel birimlerin büyük bir miktarının oluşturduğu karmaşık etki ağı”dır. Yine bu çerçevede yapay çevre, insan tarafınan oluşturulan ve değişik boyutlara sahip olan çevredir; örneğin, insanın kültürel politik, sosyo-psikolojik, teknik ve ekonomik çevresi gibi (Olsson ve Piekenbrock,1998:346)

Kamu Yönetimi Makale

Avrupa Birliği İle Bütünleşme Sürecinde Türkiye’de Bölgesel Kalkınma Ajansları

Avrupa Birliği’ne giriş süreciyle birlikte Türkiye, 40 yıldır uygulamakta olduğu teşvik sistemine dayalı bölgesel gelişme politikalarını terk ederek, yeni bir uygulamaya geçmektedir. AB tarafından tüm aday ülkelere benimsetilen bu yeni yaklaşımda özel sektör ve bölgesel rekabet ön plana çıkmaktadır. Türkiye, planlı dönemle birlikte uygulamaya başladığı bölgesel gelişme ve bölgeler arasındaki dengesizlikleri giderici yöndeki politikalarını günümüzde yeniden gözden geçirme zorunluluğu ile karşı karşıyadır. Bu zorunluluğun esas nedeni Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde bölgesel gelişme politikalarının entegre edilmesidir. Türkiye, yaklaşık 40 yıldır uygulamakta olduğu bölgesel gelişme model, politika ve araçlarını bir yana bırakarak yeniden bir yapılanma içine girmiştir. Bu yeni yapının ana kütlesini Bölgesel Kalkınma Ajansları (BKA) olarak adlandırılan birimler oluşturmaktadır (Berber ve Çelepçi, 2005: 146).

Kamu Yönetimi Makale