Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi Sınav İlanı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi Yardımcılığı Sınav İlanı)
İlan Tarihi:31 Mart 2010

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığından :

İŞ MÜFETTİŞİ YARDIMCILIĞI GİRİŞ SINAVI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda açık bulunan 63 (25 Sosyal, 38 Teknik) adet İş Müfettişi Yardımcılığı kadrolarına, Ankara’da yapılacak sınavla İş Müfettişi Yardımcısı alınacaktır.

Okumaya devam et Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi Sınav İlanı

Türkiye’de Kamu Yönetiminin Küçültülmesi, Yerel Yönetimler Ve Yerel Demokrasinin Amaçları

İlk modern demokrasi 1770’li yıllarda kurulmuştur. 1900 yılına gelindiğinde yer yüzünden demokrasi ile yönetilen ülke sayısının 13, 1919 yılında 25, 1970’li yıllarda 30, 1980’li yıllarda ise 60’a yaklaştığını görüyoruz. Tarihte ilk defa, 1990 yılında, yaryüzünde yaşayan insanların % 50’sinden fazlası demokrasi ile yönetilen ülkelerde yaşamaya başlamışlar. Sovyetler Birliği’ndeki gelişmelere benzer gelişmelerin Çin’de de meydana gelmesi halinde, dünyadaki indanların % 90’nı demokrasi ile yönetilen ülekelerde yaşıyor olacaktır(NAISBITT AND ABURDENE, 1992: 13; HUNTINGTON, 1993: 23, Ankara, 1993, s.23).

Kamu Yönetimi Makale

Türkiye’de Kamu Yönetiminde Hizmet İçi Eğitim

Çağımızda sosyal, ekonomik ve teknolojik değişmeler hızla artmakta ve bu artışın etkileri de iş hayatında görülmektedir. Hızlı gelişmelerin yaşanması insanları, kurumları ve ülkeleri artık bu değişmeye ayak uydurmaya zorlamaktadır. Bu nedenle ülkelerin, kurumların ve insanların çağın gereklerine uyum sağlamak için şiddetli/yoğun bir rekabet içerisinde olmalarını zorunlu kılmıştır. Günümüzde artık “yeni” diye öğrendiğimiz bir çok bilgi bu hızlı gelişmeyle kısa süre içerisinde yerini yeni bilgilere bırakmakta ve bu durum devamlılık göstermektedir. İşte toplumların , kurumların ve ülkelerin sağlıklı örgütlenebilmeleri ve süreklilik kazanabilmeleri bu değişmeye ayak uydurmaları ile olabilecektir. Bu hızlı gelişmelere ayak uydurmanın en etkin ve temel yolu da kuşkusuz “eğitim”dir. Ülkeler, kurumlar ve insanlar; bu gelişmeleri yakından takip etmeleri ve yeniliklerden haberdar olmaları için sistemli eğitim çalışmalarına önem vermeleri gerekmektedir.

Kamu Yönetimi Makale

Türkiye’de Enflasyon ve Ekonomik Büyüme İlişkisi ( 1924 – 2002 )

Ekonomik büyüme ve anflasyon ilişkisi literatürde yaygın bir şekilde incelenmesine rağmen değişkenler arasındaki nedenselliğin yönü hala tartışmalıdır. Nedenselliğin yönünün belirlenmesi iktisat politikalarının oluşturulmasında önemli bir göstergedir. Bu çalışmada 1924-2002 dönemi Türkiye ekonomisinde enflasyon ve büyüme oranları arasında ki nedensellik ilişkisi incelenemiştir. Uygulanan nedensellik yaklaşımı değişkenler arasında karşılıklı olmayan enflasyondan büyümeye doğru tek yönlü ve negatif bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir. Bu sonuç pozitif ve artan bir büyümenin sürdürülebilmesi için uygulanan istikrar programının enflasyonu mutlaka düşürmesi gerektiği görüşünü desteklemektedir.

Kamu Yönetimi Makale

Türkiye’de Ekonomik Krizler ve Döviz Kuru Enflasyon İlişkisi

Kısaca geçirgenlik olarak adlandırılan döviz kurundaki artış veya azalışın yerli fiyatlar üzerindeki etki miktarı para politikası için, özelikle enflasyon hedeflemesi politikası uygulayan rejimlerde, önemli bir konudur. Düşük geçirgenlik merkez bankasının para politikası kararlarında daha fazla esneklik sağlaması açısından bir avantaj olabilir. Bu durumda, döviz kurundaki hareketler yerli fiyatları çok az etkileyeceğinden, para politikaları kur dışındaki başka hedeflere daha fazla odaklanabilir. Geçirgenliğin yüksek olması yüzünden birçok az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke sabit kur rejimi uygulamayı tercih etmektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin 1982-2002 arası veri kullanılarak kurdaki değişmelerin değişik alt dönemler için toptan ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi inceleniyor. Daha önceki Türkiye için yapılmış çalışmalarda kısa vadeli geçirgenlik katsayısının 0.50 ile 0.60 arasında olduğu bulunmuştur. Fakat bu çalışmada Türkiye için diğer araştırmalarda bulunan yüksek geçirgenliğin 1994 ve 2004 krizlerinden kaynaklandığı bulunmuştur. Kriz dönemlerinde kurdaki ani yükseliş ve enflasyonda da kısa zaman içerisinde yaşanan büyük artışlar genel olarak istatistiksel analizlerde geçirgenliğin yüksel çıkmasına sebep olmaktadır. Kriz dönemleri hesaba katıldığında gerçek geçirgenlik miktarının oldukça düşüktür. Bu sonuç enflasyonu düşürmeye yönelik para politikasının kura daha az bağlı olduğunu göstermektedir.

Kamu Yönetimi Makale